İçten, Canlı, Bizden Biri: Geveze Kitap

Mürselin Kurt‘un Geveze Kitap ile ilgili yazısı.

Okuma çağına gelmiş çocukları olan anne babalar bilir, bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak başlı başına bir sorundur. Bir yığın niteliksiz çocuk kitabının piyasada kol gezdiği, hele klasik, hemen herkesçe ezbere bilinen dünya masallarının bile ilk birkaç sayfadan sonra araya yaradılış felsefesi sokuşturuluvermiş, özünün değiştirilmiş olduğunu fark ettiğimiz şu günlerde iyi bir çocuk kitabına ulaşmak gerçekten zor.

Hem biricik kızınıza, oğlunuza okumayı sevdireceksiniz hem de bunu yaparken onun yaşam hakkında doğru bilgiler edinmesini sağlayacaksınız. Yazar Attilâ Şenkon, belli ki bu sorun üzerine ince ince düşünmüş ve ustalıkla kurguladığı neşeli, akıllı, saygılı, yalnızca çocuklara değil anne babalara da söyleyecek pek çok sözü olan bir anlatıcı çıkarmış ortaya.

Geveze Kitap* adı üstünde konuşmayı seven, çocuk okurlarına kendi serüvenlerini anlatan, arkadaş canlısı, meraklı; aynı zamanda tıpkı kahramanlarından Hazal gibi geveze ama boş konuşmayan, ağzını her açışında değerli sözler söyleyen bilge bir kitap. Büyüsü anlatış tekniğinde gizli; ders vermiyor, bilgiçlik taslamıyor, düşüncelerini yüzde yüz kesin doğrularmış gibi gösterip karşısındakine aşılamıyor. Hani çocuk gelişimciler, psikologlar, iletişim uzmanları sık sık dile getirir, çocuklarınızla duygudaşlık kurun, onları dinleyin, onlarla konuşurken sen değil ben dilini tercih edin diye önerilerde bulunurlar ya, Geveze Kitap’ın yaptığı tam olarak bu; onu okuyan çocuğun duygularını anlamaya çalışmak ve bu arada kendi duygularını da çekinmeden ifade etmek. İşte size bir örnek: “En kötüsü de ne biliyor musun? Belli bir süre içinde okuyup özetimi çıkarman için öğretmenin tarafından zorla eline tutuşturulmuş olmam. İtiraf edeyim, bu durumda kendimi çok çaresiz hissediyorum. Dilerim böyle dayatmaya dayalı bir birliktelik değildir bizimki.” (Sayfa 13)

Geveze Kitap’ın duyarlı anne babalara verdiği temel ileti şu: Çocuğunuzun okumayı sevmesini mi istiyorsunuz, kuşkusuz bunun için sergilemeniz veya sergilemekten kaçınmanız gereken bazı tutumlar var. Yetişkinlere yönelik iletilerden birini yukarıdaki örnekte okudunuz zaten, diğerlerini de kitaptan okuyacaksınız ama doğal olarak henüz aklı türlü çeşitli ideolojilerle karıştırılmamış olan sevgili yavrunuzun neyle karşılaşacağını merak ediyorsanız hemen ekleyelim, bu kitapta yaşam bulan hemen her karakter olumlu rol-model özelliklerine sahip. Yeşilçam filmleriyle, Kemalettin Tuğcu romanlarıyla büyüyen bir kuşağa bu biraz tuhaf gelebilir. Ne de olsa Geveze Kitap’ın anlattıkları yoksul iyilerle zengin kötülerin çarpıştığı ve sonunda iyilerin kazandığı, kötülerin cezasını bulduğu öyküler değil. Yoksul ya da zengin bu kitapta iyiler var. Elbette okura olumsuz bir takım davranış örnekleri de gösterilmiş ama bu örnekler bir süre sonra olumlularıyla yer değiştiriyor.

Özel otomobil yerine toplu taşım araçlarını tercih eden, alışveriş merkezi yerine kitabevlerini gezen, meslek sahibi, kitapların kapağını okşayan, kıvrılmış sayfalarını düzelten, çocuklarına karşı özenli, anlayışlı, dürüst, saygılı, demokrat anne babalar, yaratıcı, çalışkan, semt kütüphanesini kullanan, armonika çalan çocuklar, öğrencilerini olumlayan öğretmenler… Kısaca aydınlık, çağdaş, demokrat karakterler yaratmış Attilâ Şenkon.

En ilginç karakter, Geveze Kitap’ın kendisi. Hem çocuk hem yetişkin, hem iyimser hem de kendini daha doğrusu haddini bilen biri o. Bilgisayar oyunlarının, televizyonun şu günlerde kendisine rakip olduğunun da farkında, bir kitap olarak çocuk gözüyle onlara nasıl göründüğünün de. Bir yandan rakipleriyle yarışacak kadar merak uyandırıcı öyküler anlatırken diğer yandan yeri geldikçe, bizim çocuklarımıza açıklamayı unuttuğumuz ya da pek de önemsemediğimiz fotokopi makinesi nasıl çalışır, barkot nedir gibi sorular hakkında kısa bilgiler veriyor. Müzik, resim gibi diğer sanat dallarını hatırlatıyor; çocuk kalmayı başarabilmenin erdemini, okumayı sevmenin başarıya olumlu etkisini vurguluyor ama bunların hiçbirini okurun gözüne sokarcasına yapmıyor. Ayrıca dilimizi çok güzel kullanıyor; atasözlerine, deyimlere yer vermeyi de ihmal etmiyor.Belki devrik cümlelerin bazen art arda gelmesi, öznelerin cümle sonuna kaydırılmış olması çocuk okurları biraz yoracak diye düşünülebilir ama o da Geveze Kitap’ın yoğurt yiyişi olarak değerlendirilmeli, hatta kim bilir, belki çocuklar tam da bu konuşma tarzı nedeniyle seveceklerdir onu. Öylesine içten, öylesine canlı, öylesine bizden biri…

Özgün kurgusuyla çocukların soyut düşünmelerine yardımcı olmak, edebiyata, kurmaca yapıtlara yönelmelerini sağlamak gibi önemli bir işlevi var ve yerine getirmekte gerçekten çok başarılı. Dokuz yaş ve üzerindeki herkese, bir kitap ve bir karakter olarak Geveze Kitap anlatılmaz, okunur demek gerek.

Mürselin Kurt

Bu yazı Yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.